700 YILLIK JAPON MİZAHI KYOGEN ANKARA’DA

japon kyogen tiyatrosu ankara turk japon vakfi

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesinde yer alan Kyogen Tiyatrosu, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Tamura Masami’nin katılımıyla gerçekleşen özel bir gösteriyle tanıtıldı. Türk Japon Vakfı Kültür Merkezi’ndeki gösteride Japonya’dan gelen ve yüzyıllardır bu geleneği sürdüren baba-oğul Okura Motonari ve Okura Yasunari ile Tanaka Atsuyuki sahne aldı.

Gösteri öncesi konuşan Büyükelçi Masami, Kyogen’in insan zaaflarını ve günlük hayatı mizahi bir dille anlatan, sınırları aşan gücüne dikkat çekti.

Türkiye ile “Aile” Bağları

Sahne alan Kyogen sanatçıları Motonari Ohkura ve oğlu Yasunari Ohkura için bu gösterinin anlamı büyüktü. Motonari ilk yurt dışı sahnesine yıllar önce Türkiye’de çıkarken, oğlu Yasunari de aynı geleneği bozmayarak ilk uluslararası performansını Ankara’da sergiledi. Motonari Ohkura, Türkiye’ye her gelişinde kendisini “ailesine dönmüş gibi” hissettiğini belirtti.

Modern Mizaha “Geleneksel” Mesafe

Sanatın özünü korumanın en büyük öncelikleri olduğunu vurgulayan usta sanatçı Motonari, Kyôgen sanatının merkezinde insanın zayıflıkları ve kurnazlıklarının yer aldığını belirterek, modern mizah anlayışına uyum sağlamak yerine, 13. yüzyılın duyarlılığını ve samuray kültüründen gelen o eski estetiği olduğu gibi korumaya çalıştıklarını ifade etti.

700 Yıllık Miras Kuşaktan Kuşağa Geçiyor

Bu sanatın en büyük sırrı, aile içindeki disiplinli eğitimde saklı. Okuldan eve dönüldüğünde yapılan provalarla büyüyen Yasunari Ohkura, geleneğin geleceğine dair şunları söyledi:

“Bu gelenek babamın babasından bu yana 700 yıldır devam ediyor. Benim de çocuğum olursa ona mutlaka Kyôgen öğreteceğim. Bir gün çocuğumla birlikte tekrar Türkiye’ye gelmeyi çok isterim.”

Ankaralı İzleyiciden Tam Not

Türk izleyicisinin sanat konusundaki derin bilgisinden etkilenen sanatçılar, sahnede olmanın kendileri için büyük bir keyif olduğunu dile getirdi. Savaşçı bir sınıf olan samurayların bile sanata ve zarafete verdiği önemi yansıtan Kyôgen, Ankara’nın kültürel hafızasında yerini aldı.