BALAYI, ALAYI…..

duygu ulasan mayatta yazari

Evleniyorsun…

Gelinliğin muhakkak Elie Saab’dan

Bekarlığa veda kıyafetin kesinlikle Zuhair Murad’dan olmalı.

Dünyaca ünlü yıldızların dudak uçuklatacak kadar gösterişli malikaneleri ve büyüleyici sahilleri ile güzelliği haklı olarak tescillenmiş ve yaklaşık 2 metreyi geçen boylarıyla dünyanın en uzun zencilerinin, Amerikan bayraklı bikinileri ve kovboy çizmeleriyle görmeye alışkın olduğumuz plaboy kapak yıldızlarının, şapkasını ters takmış patencilerinin ve şen şakrak kaykaycılarının,  gururla yürüyen dünya vücut şampiyonlarının, sadece korse ve kombinezonla gezen pop yıldızlarının, flamingo kuşlarının, çoşkulu ve havalı gece hayatının, gece makyajını ihmal etmeyen palmiye ağaçlarının ahbabı olan Miami’de başla balayı serüvenine lütfen.

İkinci rotan kesinlikle Amerika kıtasının en güneydeki uç noktası Key West olsun. Güneyin bu karizmatik atmosferinde güneşin batışını seyre dalmışken ve okyanusun yüzüne vurduğu taptaze hava eşliğinde puronu tüttürmeye doyamamalısın. Şehrin en işlek caddelerinde papağanlarla sohbet etmeli ve bir de tabi küçük sokak barlarında İngiliz çayı ve Fransız kruvasanı alarak henüz çok toy olduğunu kanıtlamalısın.

Tıpkı ‘Benim Afrikam’ filminde olduğu gibi, zürafalar, antiloplar ve zebralar etrafında senin iki parça baldırın ve parfüm kokun için çıldırıyorken, sen Merly Streep ve Robert Redford gibi Baobap ağacının gölgesinde ruhunu tazelemek için muhakkak bir Afrika turu oranize etmelisin. Safari sıcağında daha çok parlayan mercan tenin yavaş yavaş kahverengi köseleye çalacak, kestane saçların güneşten rol çalacak. Dişi aslanlar seni ölesiye kıskanacak.

Oscar Wilde’ın öldüğü binada konumlanan ‘Paris Saint Germain des-Pres’deki L’Hotel’de mutlaka bir gece konaklamalısın. Jean-Paul Gaultier’ın gotik, etnik, folk ve havai tasarımlarından oluşan özel bir koleksiyonla en şık köşelerde Elizabeth Taylor ruhuna girip binlerce film mafyasının dikkatini çekmelisin ve arka arkaya fotomedillik ve film teklifleri almalısın. Fakat tüm bunları değerlendirmeye lüzum görmeden reddederek polis teşkilatında çalışmalısın. Çünkü gerçekten güzel kadınlar maskulen mesleklerde daha teşkilatlı ve marifetlidirler. Beyazperdedekilerin çoğu sadece yıldızların koynunda güzeldir. Fakat güneş sabahlığını açınca benekli ciltleri, gözaltı morlukları, ipince dudakları, manasız bakışları, seyrek saçları ortaya çıkar hepsinin. Bunlara rağmen albenisiz kadınların kendilerini bu kadar iyi satıyor olmalarının nedeni gecenin tüm kusurları saklayan alçakgönüllüğüdür. Eğer gece olmasaydı, güneş tüm çirkin ruhların kulaklarını yer, suratlarına tükürürdü.  Eğer gece olmasaydı, yeryüzünde saklanacak sır kalmazdı. Geceyi güneş sevdiğimizden daha çok sevmeliyiz galiba, yoksa şimdiye dek, tüm taşlarımız yollara dökülür, hayat hikayemizin ismi ‘Sırlar katliam yaptı’ olurdu.

Kate Moss ile yan yana güneşlenmek istiyorsanız, Cannes’deki lüks bir plaja ışınlanacaksınız ve Brezilya bikininizle İrina Shayk kadar havalı olacaksınız. Ellerinizde denizyıldızı dövmesi, ayak bileğinizde sevdiğinizin baş harfi, öğlen ve akşam yemeklerinde sadece suşi,  hayatınızda asla taviz vermeyeceğiniz düşmanınız spaghetti, ne kadar sıkıcı bir hayat değil mi?

Şarkılarını evinin arkasındaki odunlukta yazmaktan hoşlanan Sam Hunt gibi, isterseniz siz de balayı programınızı evinizin arkasındaki odunlukta yazın. Mesela burada rotanızı Türkiye’ye sadece 45 km uzaklıkta olan Batum’a çevirin. Aklınızı başınızdan alacak tabiatı, hareketli ve dinamik sosyal ve sanat hayatı ve sevgililere uğur getirdiğine inanılan aşk heykeli ile Batum’a komşuya gider gibi yürüyerek terliklerle geçebilirsiniz. Şöyle bir bakıp da çıkacaktım dersiniz. Doğru Aşk heykelinin oraya konumlandırırsınız kendinizi. Gece devamlı renk değiştiren aşk heykelinin önünde snaptchat’den tüm ulusa seslenebilirsinz. Birbirinizin başlarından aşağı kırmızı sarı beyaz güller boca eder, o anlarınızı ölümsüzleştirirsiniz. Öyle değil mi?

Tam 15 gündür rafttalı saçlarınıza su değmemişse, kirli fakat havalı bir hippi müridiysen rehavet içindeki Hindistan’ın serserisi Goa’da tropik bir tatil yapabilirsiniz. Gölgede kalan şezlonglarınızı ineklerle paylaşabilir, Hint okyanusuna karışan inek sütüyle kulaç atabilirsiniz. Gece plaj partilerinde eşinizi başka Hippi gurularına kaptırabilir, tek başınıza dönmek zorunda kalabilirsiniz.

Eşinizle bankacı arkadaşlarınız tarafından tanıştırılıp heyecansız bir şekilde dünya evine girdiyseniz, şansınızı deneyip birbirinize  aşık olmak için, Sardinya’ya uçabilirsiniz. Elbette Roma’ya kadar kanat takacaksınız Roma’dan sonra ise bir leyleğin üzerine binip Sardinya’ya geçeceksiniz. Çiftlik evlerinden birinde konaklayabilir, bölgenin en muazzam şaraplarıyla duş alabilirsiniz. 100 yaşını çoktan geçmiş yaşlı çiftleri üzüm bağlarında sağlıkta ve afiyette görebilir, geleceğe daha iyimser bakabilirsiniz.

Ya da en kötü ihtimalle, Hristiyanlığı Danimarkalıların baskısıyla zorla kabul eden, pagan Estonya’da aşk Tanrıçanızı arayabilir, başkent Talinn’e hiç de uzak olmayan temsili Viking köylerinden birinde Ortaçağ kıyafetleriyle yöresel ürünler satan genç köylü kızların masalımsı ahşap evlerine konuk olabilirsiniz. Yine taze aşıklar olarak Talinn’deki Toompea Kalesi’nden Baltık Denizine kadar uzanan manzarayı seyre dalabilirsiniz. Bir rivayete göre, Ortaçağ döneminde sevgilisine kavuşamadığı için kendini buradaki kulelerden birinden atarak öldüren şövalye kızı geceleri ağlıyormuş. Surların içindeki rahip heykelleri de kalenin içinde dolaşan hayaletleri simgeliyormuş. Kavuştuğuna ve evlendiğinize bir kez daha şükredeceğiniz bu perili kalede her kavganızda sevgilisine kavuşamadığı için geceleri ruhu ağlayan hayalet şövalye kızını düşünün.

Aslında en iyisi, Amerika’nın Hampton Eyaletinde her yıl temmuz ayında geleneksel olarak  gerçekleştirilen Hampton Karpuz festivaline denk getir balayı zamanını. Bundan daha meşakkatli bir romantizm hiç düşünemiyorum. Düşünseniz de eşiniz en sulu en tatlı karpuz seçiliyor. Fena fikir değil. Düşünebilirsiniz.

Bir masalın içindeki başrol oyuncular olmak üzere çıkıyorsan balayına, Avusturya’daki Halstatt masal köyü tam size göre. Dünyanın en güzel kasabası olan Halstatt’da elektikli botlarla göl turu yapmadan gelmeyiniz. Birbirinizi izlemekten daha ziyade enfes göl manzarasına ve renkli evlerinin sevimliliğine doyamayacağınız bu kasabaya kayınvalidenizi ve kayınpederinizi de getirebilirsiniz. Çünkü orta yaşlı nüfus da saadet içerisinde Halstall masalının içinde yer almakta.

mayatta.com’u sosyal medyada takip ediniz

YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece mayatta.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.