
“Ankara Benim İçin Çok Özel Bir Yer”
Sergi açılışında konuşan Hakan Esmer, Ankara ile kurduğu köklü bağı şu sözlerle ifade etti: “Ankara ve İstanbul’u aynı teraziye koyacak olursak, ben denk görüyorum. Ankara benim için çok özel bir yer; ilk doğduğum, ilk sergimin açıldığı kent. Ulusal ve uluslararası birçok organizasyonu burada yaşadım, burada filizlendim diyebilirim.” 30 yıl önce doğduğu topraklardan, Eskişehir ve İç Anadolu’dan uzaklaştığını belirten Esmer, bu yolculuğu “Aslında kıyıdan içeriye geldim” diyerek özetliyor.
101 Tabloda Karadeniz Ruhu ve “Heyamola”
Erwin Panofsky’nin “sanat yapıtının ruhu” tanımlamasını hatırlatan sergide, izleyiciyi tam 101 tablodan oluşan bir seçki karşılıyor. Karadeniz temalı bu sergiyi, sert coğrafyanın katmanlı resim tekniğiyle birleşimi olarak tanımlayan Esmer, çalışmalarının ardındaki duyguyu şöyle anlatıyor: “Kıyıdan İçeriye, Karadeniz temalı bir sergi. Biraz babaya, biraz anaya, Karadeniz’in sert coğrafyasına ve katmanlı resim tekniğine bir özlem… Karadeniz’in o dik yamaçlı, inatçı coğrafyası ve her an değişen iklimi resimlerimde yaşayacak. Kıyıdaki amansız dalgalarla bütünleşen ‘heyamola’ sesi, yani sessiz gürültü bu sergide de ortaya çıkıyor.”
Hafızanın Çoğul Ritmine Yolculuk
Sergideki eserler; yayla hayatından deniz yaşamına, sanatçının çocukluk yıllarından bugüne uzanan geniş bir zaman diliminin ve farklı coğrafyalarda duyulan özlemin birer yansıması. Katmanlı boya kullanımı ve üst üste binen yüzeylerle şekillenen resimler, izleyiciyi nostaljik bir geri dönüşten ziyade, “Hatırladığımız şeyler her hatırlayışta yeniden mi şekillenir?” sorusuyla baş başa bırakıyor.
Hakan Esmer’in zihninde biriken imgelerin modern birer doğa betimlemesine dönüştüğü “Kıyıdan İçeriye” sergisi, 16 Mayıs – 12 Temmuz arasında CerModern’de görülebilir
0 comments