
Gelin, Octo’nun Executive Şefi Şafak Erten’in liderliğinde şekillenen ve Anadolu’nun hafızasında yer eden tatları modern tekniklerle buluşturan bu özel menünün yıldızlarına birlikte göz atalım.
Octo’nun yeni seçkisinde yer alan her bir tabak, sadece doyurucu birer lezzet değil; arkasında coğrafya, gelenek ve üretim kültürü barındıran birer hikaye sunuyor:
Koruklu Tokat Asma Yaprağı Kavurması: Tokat’ın zengin bağ kültüründen ilham alan bu tabakta asma yaprağı, alışılagelmiş sarmalık rolünün dışına çıkarak doğrudan tabağın başrolüne yerleşiyor. Yaprağın kendine has bitkisel karakteri, koruğun o canlandırıcı doğal ekşiliğiyle harmanlanarak bağın iki eşsiz ürününü tek bir tabakta buluşturuyor.
Çıtır Baklava Hamurunda Tiftik Kaburga: Geleneksel tatlıların vazgeçilmezi olan çıtır baklava yufkası, bu kez tuzlu bir lezzetle evleniyor. Uzun süre sabırla pişirilerek liflerine ayrılan yumuşacık dana kaburga, çıtır hamurla muazzam bir kontrast oluşturuyor. Yoğurt, domates ve salça sosu ise bu yaratıcı dokunuşu Anadolu’nun en sıcak, tanıdık tatlarıyla tamamlıyor.
Kısık Ateşte Pişirilmiş Kuzu İncik ve Kaymaklı Firik Bulguru: Anadolu mutfağının en asil et yemeklerinden biri, bu menüde yepyeni bir boyuta taşınyor. Uzun süre kısık ateşte lokum kıvamına getirilen kuzu incik; isli karakteriyle sofralara derinlik katan firik bulgurusunun, kaymakla zenginleştirilmiş kadifemsi dokusuyla eşleşiyor.
Limon & Limon (Tatlı Kaparisi): Bu nefis gastronomi deneyimi, limonun asidini, aromasını ve ferahlatıcı doğasını farklı dokularda bir araya getiren “Limon & Limon” tatlısı ile zirvede noktalanıyor. Yemek sonrasında damakta hafif, tertemiz ve unutulmaz bir ferahlık bırakıyor.
Octo Restaurant’ın mutfak felsefesini ve yeni sezona dair duygu ve düşüncelerini Executive Şef Şafak Erten şu anlamlı sözlerle özetliyor:
“Bu dönem menüye eklediğimiz tabaklarda, Anadolu’nun farklı bölgelerinden bildiğimiz ürün ve lezzetleri kendi mutfak dilimizle yeniden yorumlamaya çalıştık. Octo’da bizim için yerellik yalnızca bir ürünün nereden geldiğini söylemek değil; o ürünün ait olduğu coğrafyayı, mevsimini, geleneksel kullanımını ve arkasındaki üretim kültürünü de tabağa taşıyabilmek anlamına geliyor.
Octo’nun yerel üretici yaklaşımı da bu menünün önemli bir parçası. Mümkün olduğunca ürünün kaynağını biliyor, küçük ve yerel üreticilerle çalışıyor ve menüyü mevsime göre şekillendiriyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik yalnızca bir iletişim başlığı değil; doğru zamanda doğru ürünü kullanmak, üreticiyle bağ kurmak ve ürünü mümkün olduğunca değerli şekilde değerlendirmek anlamına geliyor.”
Eğer siz de İstanbul Boğazı’nın maviliğine karşı, köklerimize sadık kalırken dünyayı gezdiren modern bir mutfak deneyimi yaşamak istiyorsanız, Octo Restaurant’ın bu yeni sezon menüsünü mutlaka keşif listenize ekleyin. Şimdiden afiyet olsun!
0 comments