<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HASTALIK Archives - Mayatta</title>
	<atom:link href="https://mayatta.com/tag/hastalik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mayatta.com/tag/hastalik/</link>
	<description>Cemiyet, magazin ve yaşam haberleri</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Feb 2024 20:03:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://mayatta.com/wp-content/uploads/2022/09/cropped-mayatta-magazin-haberleri-logo-favicon-16.09.2022-32x32.jpeg</url>
	<title>HASTALIK Archives - Mayatta</title>
	<link>https://mayatta.com/tag/hastalik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HASTALIKLARA METAFİZİKSEL YAKLAŞIM YOLCULUĞU</title>
		<link>https://mayatta.com/yazarlar-basak-karli-yilmaz-thetahealing-hastaliklara-metafiziksel-yaklasim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mayatta haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 20:02:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[YAZARLAR]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[başak karlı yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[dimethyltryptamine]]></category>
		<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[insomnia]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[thetehealing]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mayatta.com/?p=33056</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sen önce kendini inşa etmeli, kendini değiştirmelisin ; dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla!” Friedrich W. Nietzsche Theta healing Eğitmenlik ve öncesinde de tabi ki  uygulayıcılık süreçlerimde çokça deneyimlerim oldu ve en gözle görülebilir olan şey ise Ruhun asıl ihtiyaç duyduğu his ne ise o hissin tanımını alan ve içselleştiren kişide sahip olduğu rahatsızlığın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/yazarlar-basak-karli-yilmaz-thetahealing-hastaliklara-metafiziksel-yaklasim/">HASTALIKLARA METAFİZİKSEL YAKLAŞIM YOLCULUĞU</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-33031 aligncenter" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2021/12/basak-karli-Theta-Healing-mayatta.jpg" alt="basak karli Theta Healing 2022 ritueli-mayatta" width="450" height="338" />Sen önce kendini inşa etmeli, kendini değiştirmelisin ; dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla!”</strong></h5>
<h5><strong>Friedrich W. Nietzsche </strong></h5>
<p>Theta healing Eğitmenlik ve öncesinde de tabi ki  uygulayıcılık süreçlerimde çokça deneyimlerim oldu ve en gözle görülebilir olan şey ise Ruhun asıl ihtiyaç duyduğu his ne ise o hissin tanımını alan ve içselleştiren kişide sahip olduğu rahatsızlığın da iyileşmesiydi. Theta şifasındaki tanım zaten bu elbette fakat asıl güzel olan taraf şu oldu ki  Danışanlarım toksik bir hayat süreçlerinin içinden çıkmak için olumlama destekleri almak isteyip aslında hastalıklarıyla ilgili bir çözüm istememişlerdi . Aslında Konu tek gibi görünen bir şeydi fakat   sonuç fazlasıyla genele hizmet etmişti bile <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f60a.png" alt="😊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Eğitmenlik için katıldığım Vianna Stibal bir eğitim modülü içerisinde  tam da bu durumdan bahsetmişti ve hatta şu bilgiyi de kitaplarında da yer tutarak bizlere aktardı . Bacağının kesilmesine karar veren doktorlara karşı kendisi meditasyonel bir sürecin içerisinde olmaya karar veriyor ve Theta şifası ile bacağının iyileşmesine katkı olmayı seçip bunu başarabiliyor. Bunu duyduğumda tüylerim ürpermişti adeta !Tabi bu bilginin altını doldurabileceğim daha çok maddesel verilere ihtiyacım vardı. Sanırım bu da benim tabanımdan gelen mühendis olmanın artı ve eksi yönlerimin çekimiydi. Fazlasıyla makaleler , kitaplar okudum . Sonucunda vardığım nokta tabi ki bizlerin somut bedenini ve Ruhumuzun da bir olmasını sağlayan <strong>DMT ‘nin (</strong><strong>dimethyltryptamine</strong>) varlığı oldu. Beyin tarafından salgılanan bu hormon ruh ve beden arasındaki işleyişi kontrol ediyor. Ruh molekülü tanımı en çok kullanılanlar arasında.</p>
<p>Ölüm sürecini ise araştırdığımda şu bilgi tek ortak veri sunuyor bizlere, somut olan bedenimizdeki Hastalık/lar eğer tüm vücudumuzu bir çıkmaz hale sokuyor ise yani hastalık yayılıp bedeni kullanılamaz hale getirdi ise Ruh o bedenden çıkmak ister . Ruhun o bedenden çıkışı ile Ölüm gerçekleşmiş olur. Şu söz her zaman beynimde yer etmiştir, <strong>Ruh daima bir arayış içerisindedir !</strong> Aslında özetine baktığınızda sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki , Ruh bu kadar yayılmak isteyen bir enerji iken Somut bedeninizde sıkıştırılmak zorunda bırakılıyor ve siz bu hayatı deneyimleyip onu mutlu ettiğiniz sürece sizinle ahenk içinde var olabiliyor. Evet işte sizce de asıl cehennem bu değil midir? Demem o ki siz ruhunuzu beslediğiniz sürece siz bedeniniz ile ruhunuzu bir senkronize hale getirebilirsiniz. Tam tersi siz bedeninizi sevmezseniz ve ruhunuzu da yok sayarsanız işte o zaman o beden ile birlikte bu hayat içerisindeki her olay çekilmez bir hal alır.</p>
<p>Gelelim şimdi de şu tanımlara bakalım&#8230;</p>
<p><strong>Hastalık:</strong>  Organizmanın yapı ve işleyişinde ortaya çıkan bozukluk , organizmanın fizyoloji görevlerinin bozulması durumu.</p>
<p><strong>Sağlık</strong>:  Vücudun ve Ruhun esenlik içinde bulunması durumu.</p>
<h5>Bir gen içerisinde olan değişim hastalık olarak tabir edilirken Sağlık tanımı ise Ruh’un da temelini var sayıyor. Aslında olayın ne kadar bir sıralı örgü içerisinde olduğunun farkında mısınız ? <strong>Richard Dawkins</strong> ‘ın <strong>GEN BENCİLDİR</strong> kitabında şu anlayış çok etkileyiciydi ;  Gen , kendine benzeyen taraflarını çoğaltmak ister çünkü Gen Bencildir. Evet siz bilincinize neyi kopyalarsanız siz neye çok içten inanırsanız genleriniz de büyük bir hırs ile onu çoğaltmak için mücadele eder.</h5>
<p>Psikoterapist Jacques Martel’in de Hastalıklar ve Rahatsızlıklar Ansiklopedisi kitabı da benim için vazgeçilmez kaynaklardan biri oldu . Kendisi şöyle diyordu “ 1996 yılında televizyonda New York’taki  Columbia – Presbyterian Hastanesi hakkında bir söyleşi dinledim . Söyleşide üç koroner by-pass ameliyatı geçiren Joseph Randazzo adında bir hastadan bahsediliyordu. Bu hasta ameliyattan önce görüntüleme seanslarından , enerjisel tedavilerden ve refleksolojiden yararlanmıştı . Ameliyattan sonra aynı hasta daha hızlı iyileşmesini sağlamak için yeni görüntüleme seanslarına , enerji ve refleksoloji tedavilerine katılmaya teşvik edilmişti. Bu müdahaleler sayesinde hasta böylesine önemli bir ameliyattan sonra aynı durumda olan bir başka hastaya göre çok daha hızlı iyileşmişti. Ameliyatı yapan Doktor Mehmet Öz söyleşide geleneksel tıbbın tedavilerine eklediği alternatif terapilerin sonuçlarını analiz etmek için aynı deneyimi üç yüz hastası üzerinde gerçekleştirdiğini anlatıyordu . “ diyor ve ekliyor “ bu kitap , ister tıp ister alternatif tıp ile bağlantılı olsun , tüm yaklaşıma tamamlayıcı bir bakış açısı sunmak üzere hazırlandı .”</p>
<p>Bu kitabın bana en çok katkısı şöyle oldu ; sonda söyleyeceğimi başta söylemek isterim ki Theta Şifa tekniği uygulamalarımda kişide oluşan travma ve onun var ettiği bedendeki rahatsızlığın sebebi olumsuz hislerin varlığıydı. Örnek vermek gerekirse , Theta şifa tekniği uygulamalarımda Derin Kazma tekniğinde kişinin öncelikle çözülmesini istediği konu ne ise o sorulur ve soru -cevap ile aslında kişinin gelmesini istediğimiz nokta , çözmek istediği konuya neden olan yaşadığı o olaydır . Kişi bu travmayı kendisine hangi yükleme hangi sıkıştırma ile geçiştiriyor bunu bulmaya doğru yola çıkarız . Her bir danışanımın vardığı nokta şu oluyor ki , O travma ve kendisinin var ettiği negatif his  ve inanç o kişide bir hastalığa sebebiyet veriyordu . Bu kitabı hastalık adı ile okuduğumda Theta healing ile çok uyumlu bir olumlama yapısını sunması beni çok sevindirmişti.</p>
<h5>Birkaç hastalık ve olumlama cümlelerini paylaşmak istedim&#8230;</h5>
<p><strong>Bağımlılık (Alkol – Sigara – Uyuşturucu) </strong>Sebebi: Derin bir içsel boşluk hissi.</p>
<p><strong>Olumlama Cümlesi: </strong>“Beni hedeflerime götürecek yola ve bu yoldaki bilinmezliklere daha açık olmayı kabul ediyorum. Koşulsuz sevgi iyileşme sürecimin başlangıcı. Diğer İnsanlardan yardım istiyor ,araştırıyor , doğruluyor ve ilk adımları atıyorum. İçimdeki duygularla yakınlaşıyorum çünkü onlar benim gerçek kişiliğimin bir parçası . Hangi doğal iyileşme yönteminin kendime odaklanmama yardımcı olacağını bulmaya çalışıyor , gençliğim boyunca yaşadığım farklı yetersizlikler ile sevgi çerçevesinde bütünleşmemi sağlayacak içsel güçlerimi arttırıyorum. Kendi isteğimle sorumluluk alıyor ve kutsal varoluşumla temasta kalıyorum. Böylece bağımlılığımı terk edip özerk ve bağımsız bir hale geliyorum. Çünkü ben sevilmeyi hak ediyorum. Beni ben yapan değer ve nitelikleri olduğu gibi kabul ediyorum. “</p>
<p><strong>İnsomnia (Uyuyamamak):</strong> Kendimi serbest bırakmak konusunda yaşadığım derin korku</p>
<p><strong>Olumlama Cümlesi: </strong>“Uykunun hayatımdaki yerini almasına izin vermek için rahatlamayı , daha kolay nefes almayı , kontrolü serbest bırakmayı ve zihnimde huzur bulmayı kabul ediyorum. Kendime güvenmeyi öğreniyorum , biliyorum ki ben kendime biraz dinlenme izni verdiğimde de “ dünya dönmeye devam edecek “ . Kendimi serbest bırakıyorum, hayatın bana rehberlik ettiğinin ve iç sesimin benim için neyin iyi olduğunu bildiğinin farkındayım . “</p>
<p><strong>Anksiyete:</strong>  Bilinmezliğe duyulan korkudur.</p>
<p><strong>Olumlama Cümlesi : </strong>“Bilinmezlikten korkmama ve bilinç dışı bir yerden hayatı ve süreçlerini inkar etmeme rağmen , artık dikkatimi şuna odaklamayı kabul ediyorum. Şimdi ve Gelecekte , başıma gelen her şeyin benim için en iyisini olduğundan eminim . Bu belirtiler Ölüm korkumu da yanına alarak ortadan kaybolacak.”</p>
<p><strong>Migren:</strong> Hayat ritmimde meydana gelen bir değişim ve benim bu ritme ayak uydurmak konusunda yaşadığım zorluk</p>
<p><strong>Olumlama Cümlesi: </strong>“Gerçekle yüzleşmeyi kabul ediyorum. Olayların hayatımda özgürce akmasına izin veriyorum ; karşılığında neşe , huzur ve uyum alıyorum. Kendime daha esnek ve daha anlayışlı davrandığımda hafiflediğimi hissediyorum , o kadar ki bir sıcak hava balonu gibi havalanıyorum . “</p>
<p><strong>Kolesterol :</strong> Yaşam sevinci yoksunluğu</p>
<p><strong>Olumlama Cümlesi : </strong>“Hayatın güzellikleri karşısında büyülenen bir çocuk gibi neşenin içimde akmasına izin vererek , vakit kaybetmeden değişmeyi kabul ediyorum. Neşe içinde yaşama korkusunu etkisiz hale getirebilirim. Neşeyi hayatımın bir parçası olarak görmeyi kabul ediyorum. Kendim olmayı , hayallerimi gerçekleştirmeyi kabul ediyorum. Yaşadığım her anın tadını çıkartıyorum çünkü mutlu olmaya hakkım var .”</p>
<p><strong>Peki bu olumlama cümlelerini nasıl kullanabilirsiniz ?</strong></p>
<p>Öncelikle rahat olabileceğiniz bir zaman dilimini seçin ve günde birkaç kez yapmak üzere kendinize lütfen bir alan oluşturun . Dik oturmak şartıyla yer fark etmez bir alan seçin . Derin birkaç nefes alıp verdikten sonra kulağınızın da duyabileceği ses şiddeti ile bu cümleleri söyleyin . Her cümle akışı sonunda tüm hücrelerinizin sizi duyduğunu ve değişime girdiğini hayal edin . İncimsi beyazlıkta bir ışık topunu hayal edip baş bölgenizden başlayarak iki kaş arası , boğaz bölgesi , omuzlarınızın arkası , kalbiniz , göbek deliğinizin üstü ve alt bölgesi sonrasında ayak tabanlarınıza kadar bu ışık topunun gezdiğini ve size hizmet ettiğini imgeleyin . İşlemi bitirdiğinizde derin bir nefes alıp verin ve  teşekkür edin ( var oluşunuza , bedeninize , var olan her şeyin yaratıcısına ) Sonrasında isterseniz tekrar yapın isterseniz de başka bir zaman diliminde uygulamak üzere çalışmadan ayrılabilirsiniz …</p>
<h5>Hepinize bu bilgilerin  kolaylıkla , keyifle , neşe içinde katkı olmasını diliyorum&#8230;</h5>
<h5>Sevgi ve Işıkla&#8230;</h5>
<h5>Başak Karlı Yılmaz</h5>
<h5>Astrolog (ISAR CAP.) &amp; Uluslararası Thetahealing Eğitmeni</h5>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/yazarlar-basak-karli-yilmaz-thetahealing-hastaliklara-metafiziksel-yaklasim/">HASTALIKLARA METAFİZİKSEL YAKLAŞIM YOLCULUĞU</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KıRMıZı ET BİZİ ÖLDÜRÜYOR MU ?</title>
		<link>https://mayatta.com/kirmizi-et-bizi-olduruyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mayatta haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jun 2017 13:41:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YEME-İÇME]]></category>
		<category><![CDATA[BESLENME]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı et]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[mayatta]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Halil Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[yeme-içme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=26693</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün işlenmiş kırmızı etin muhtemelen kanserojen olduğunu belirtmesi tartışmaları beraberinde getirdi. Kırmızı et  bizi öldürüyor mu? Peki nasıl besleneceğiz? Vejetaryen mi olalım? BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun ile birlikte çalışmalar yürüten Uzm. Dyt. Nazlı Acar, bu konuda önemli bilgiler verdi: “Bilimsel çalışmalar, kırmızı et tüketiminin artmasının (özellikle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kirmizi-et-bizi-olduruyor-mu/">KıRMıZı ET BİZİ ÖLDÜRÜYOR MU ?</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #000000;"><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2017/06/kirmizi-et-bizi-olduruyor-mu-mayatta-haber.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-26694" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2017/06/kirmizi-et-bizi-olduruyor-mu-mayatta-haber.jpg" alt="Kırmızı Et Bizi Öldürüyor mu ?" width="650" height="343" /></a>Dünya Sağlık Örgütü’nün işlenmiş kırmızı etin muhtemelen kanserojen olduğunu belirtmesi tartışmaları beraberinde getirdi. </span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Kırmızı et  bizi öldürüyor mu? Peki nasıl besleneceğiz? Vejetaryen mi olalım?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">BariatrikLab Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurucusu Prof. Dr. Halil Coşkun ile birlikte çalışmalar yürüten Uzm. Dyt. Nazlı Acar, bu konuda önemli bilgiler verdi:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Bilimsel çalışmalar, kırmızı et tüketiminin artmasının (özellikle işlenmiş kırmızı et) artan ölüm oranları ile ilişkili olduğunu göstermektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kırmızı etinin aşırı tüketimi ölüm riskini artıyor ve bu konuyla ilgili yapılan son araştırmalara göre, vejetaryen bir diyetin veya Akdeniz diyetinin daha sağlıklı olduğuna dair kanıtlar mevcuttur.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>GÜNLÜK TÜKETİMİ 70 GRAMA DÜŞÜRÜN</strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">90 gram ve daha fazla kırmızı et veya işlenmiş et yiyen kişilerin bu değeri günde 70 grama düşürmesi öneriliyor. Kırmızı et, batı toplumlarında kardiyovasküler hastalıklarının ve kanser riskini arttırıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yapılan çalışmalar, çok miktarda kırmızı et ve işlenmiş et yemek artan ölüm riski ile istatistiksel olarak ilişkilendirilmiştir. 2003 yılında yapılan çalışmalara göre, et tüketim oranı düşürüldüğünde ölüm riski yüzde 25 ile yüzde 50 arası azalmaktadır. 17 yıldan daha uzun süre vejetaryen bir diyetle yaşamış kişilerin  ortalama ömürleri kısa süreli vejetaryenlerden 3.6 yıl daha yüksek bulunmuştur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>VEGAN VE VEJETARYEN DİYETİ DAHA SAĞLIKLI</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Buna karşılık, vegan diyetin, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet gibi kronik hastalıkların riskini azalttığı vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, balık eti ve beyaz et tüketimi artan ölüm riski ile açıkça ilişkilendirilmemektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Et ve vejetaryen diyetleri karşılaştırıldığında vejetaryen diyet ile beslenen kişilerin, kansere yakalanma oranı yüzde 10 ve kalp rahatsızlığına oranıysa yüzde 32 daha düşük olduğu yayınlarla kanıtlanmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kırmızı et ve özellikle işlenmiş etlerden kaçınılması; bunun yerine meyve, sebze, tahıllar ve baklagiller gibi besin değeri açısından zengin ürünlerin tüketilmesi insan sağlığına kanıtlanmış bir biçimde yararlıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Böyle ani bir beslenme örüntüsü değişimi kişiye zor geliyorsa, beslenme uzmanları mümkün olduğunca sınırlı hayvansal ürünlerinin tüketimini teşvik etmeli ve kırmızı etin tüketimi azaltılmalıdır; yerine balık veya beyaz et tercih edilmelidir.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><strong>KIRMIZI ETÇİLER; ERKEKLER, YAŞLILAR VE SİGARA İÇENLER </strong></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Fazlaca kırmızı et tüketen kişilere bakıldığında profilin çoğunlukla erkeklerden, yaşlılardan ve sigara içenlerden oluştuğu saptanmıştır. Bu insanların kilolu olma eğiliminde oldukları da aynı çalışmada vurgulanmıştır. Kişilerin et tüketiminden ziyade tehdit eden çok sayıda risk faktörü vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aynı zamanda İngiltere&#8217;de yapılan araştırmalar vejetaryenlerde, diyabet, böbrek taşı ve yüksek tansiyon gibi diğer yaygın hastalık oranlarının daha düşük olduğunu gösteriyor.”</span></p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kirmizi-et-bizi-olduruyor-mu/">KıRMıZı ET BİZİ ÖLDÜRÜYOR MU ?</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÖK HÜCRE NAKLİ BEKLEYEN HASTALARA MÜJDE</title>
		<link>https://mayatta.com/kok-hucre-nakli-bekleyen-hastalara-mujde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mayatta haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2014 21:47:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[ANKARA ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[BİLİM]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[kök hücre]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=12259</guid>

					<description><![CDATA[<p>YARI UYUMLU VERİCİDEN NAKİL YAPILACAK Kök hücre nakli bekleyen hastaların yüzde 60’ı akraba dışında verici bulabiliyor. Ankara Üniversitesi’nin çalışmasıyla artık yarı uyumlu vericiden de nakil yapılabilecek. Böylece nakil bekleme süresi azalacak. Verici bulma oranı yüzde 95’e çıkacak. Yabancı kaynaklara ödenen yüklü miktarların önüne geçilecek. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ‘Hematolojik Maligniteli Hastalarda Haploidentik Allojeneik KökHücre Nakillerinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kok-hucre-nakli-bekleyen-hastalara-mujde/">KÖK HÜCRE NAKLİ BEKLEYEN HASTALARA MÜJDE</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/07/wpid-14056897692831.jpg"><img decoding="async" class="alignnone" title="kok hucre tedavi" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/07/wpid-14056897692831.jpg" alt="kök hücre tedavi" width="640" height="332" /></a></p>
<h4>YARI UYUMLU VERİCİDEN NAKİL YAPILACAK</h4>
<p>Kök hücre nakli bekleyen hastaların yüzde 60’ı akraba dışında verici bulabiliyor. Ankara Üniversitesi’nin çalışmasıyla artık yarı uyumlu vericiden de nakil yapılabilecek. Böylece nakil bekleme süresi azalacak. Verici bulma oranı yüzde 95’e çıkacak. Yabancı kaynaklara ödenen yüklü miktarların önüne geçilecek.</p>
<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin ‘Hematolojik Maligniteli Hastalarda Haploidentik Allojeneik KökHücre Nakillerinde Mezenkimal Kök Hücre Uygulaması’ adlı çalışması TÜBİTAK tarafından kabul edildi. TÜBİTAK’ın “Öncelikli Alanlar Ar- Ge Projeleri Destekleme Programı” kapsamında çalışma yapacak olan Ankara Üniversitesi, yarı uyumlu vericiden kök hücre nakli için harekete geçti.</p>
<h4>YABANCIYA HARCAMA AZALACAK</h4>
<p>Çalışma hakkında bilgi veren Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Önder Arslan, proje sayesinde verici sorunun en aza indirgeneceğini belirtti. Böylece nakil bekleme süresinin kısalacağına işaret eden Arslan, “İnsan lökosit antijenleri (HLA) doku grubu, tam uyumlu vericisi olmayan ve nakle ulaşmayı bekleyen hastalarda başka vericiden kökhücre naklini olanaklı kılacak” dedi.  Kardeşten verici bulunamadığı durumlarda yurtdışı kökhücre bankalarından ve kordon kanı bankalarından kök hücre getirildiğini kaydeden Arslan, yabancı kök hücre kaynaklarına ödenen harcamaların büyük ölçüde önüne geçileceğinin altını çizdi.</p>
<h4>VERİCİ BULMA YÜZDE 95’E ÇIKACAK</h4>
<p>Çalışmaya yarı uyumlu başka vericiden kökhücre nakli endikasyonu konulan gönüllü hastalar da dahil edilecek. Hastaların yüzde 30’unda tam uyumlu kardeş vericinin bulunduğunu vurgulayan Arslan, akraba dışı verici bulma durumunun yüzde 60 olduğunu aktardı. Arslan, “Haploidentik allojeneik hematopoetik kökhücre nakli (HAKHN) verici sorununu ortadan kaldıracak. Doku grubu haploidentik nakillerde verici bulma oranı yüzde 95’e çıkıyor” ifadesini kullandı.</p>
<p>ALTERNATİF NAKİL YÖNTEMİ</p>
<p>Projenin, kökhücre nakli gereken hastaların bu tedaviye ulaşmasını sağlayacak alternatif nakil yöntemi olduğunu kaydeden Arslan, çalışma ile uygun donör vericisi olmayan hastalara tedavi seçeneğini sunmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kok-hucre-nakli-bekleyen-hastalara-mujde/">KÖK HÜCRE NAKLİ BEKLEYEN HASTALARA MÜJDE</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAHVE ALZHEiMER ’E İYİ GELEBİLİR!</title>
		<link>https://mayatta.com/kahve-alzheimere-iyi-gelebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mayatta haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 May 2014 11:41:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[bilim adamı]]></category>
		<category><![CDATA[FRANSIZ]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[KAHVE]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=10154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neurobiology of Aging dergisinde ilginç bir araştırma yayınlandı. Fransız bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, kahvenin Alzheimer hastalığını önleyebileceği ortaya çıktı. Araştırmada 10 ay boyunca düzenli olarak kafein verilen farelerin hafızalarının daha kuvvetli olduğu belirlendi. Fransız Bilim Adamları farelerin genlerini yaşlandıkça Tau proteinine bağlı sinir sistemi tahribatına maruz kalması için değiştirdi. Daha sonra bazı farelere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kahve-alzheimere-iyi-gelebilir/">KAHVE ALZHEiMER ’E İYİ GELEBİLİR!</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/01/ETIYOPYA-KAHVESI11-e1462895363677.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-4434 size-full" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/01/ETIYOPYA-KAHVESI11-e1462895363677.jpg" alt="etiyopya kahve" width="380" height="500" /></a></p>
<h4>Neurobiology of Aging dergisinde ilginç bir araştırma yayınlandı. Fransız bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, kahvenin Alzheimer hastalığını önleyebileceği ortaya çıktı.</h4>
<p>Araştırmada 10 ay boyunca düzenli olarak kafein verilen farelerin hafızalarının daha kuvvetli olduğu belirlendi. Fransız Bilim Adamları farelerin genlerini yaşlandıkça Tau proteinine bağlı sinir sistemi tahribatına maruz kalması için değiştirdi. Daha sonra bazı farelere 10 ay boyunca düzenli olarak kafein verildi. Araştırma sonucunda düzenli olarak kafein alınmasının bilişsel faaliyetlerdeki azalmayı geciktirmesi, bunama riskini ve Alzheimerhastalığından sorumlu Tau proteininin sinir hücrelerinde birikiminin azalmasını sağlayabileceğini gösterdi. Kafein ve Tau proteinine bağlı hastalıklar arasında bağlantı olduğunu gösteren araştırma kafein içeren kahve tüketiminin Alzheimer hastalığıyla mücadelede etkili olabileceğini de gösteriyor.</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kahve-alzheimere-iyi-gelebilir/">KAHVE ALZHEiMER ’E İYİ GELEBİLİR!</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÜYÜMENiN iZLENMESi, ÇOÇUK SAĞLIĞI NDA ÖNEMLİ UNSUR</title>
		<link>https://mayatta.com/buyumenin-izlenmesi-bebek-saglik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Karslıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Apr 2014 23:26:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[BEBEK]]></category>
		<category><![CDATA[BEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[BİLİM]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[büyüme]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[DOKTOR]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[TAVSİYE]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[VÜCUT]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=8704</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğumla birlikte başlayan büyümenin izlenmesi, çocukluk sağlığı açısından, büyüme dönemi boyunca rutin bir şekilde tekrarlanmalıdır. Çocuk sağlığı takibinde hiç ihmal edilmemesi gereken bir parça olan büyümenin izlenmesinde; çocuğun kilo, boy ve baş çevresi ölçümlerinin (bebeklik döneminde daha sık olmak üzere) belirli aralıklarla yapılarak standart büyüme eğrilerine işlenmesi büyük önem taşır. Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/buyumenin-izlenmesi-bebek-saglik/">BÜYÜMENiN iZLENMESi, ÇOÇUK SAĞLIĞI NDA ÖNEMLİ UNSUR</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/bebek-Buyumenin-Izlenmesi-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-8709 size-full" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/bebek-Buyumenin-Izlenmesi-6.jpg" alt="çocuk sağlığı - bebek Buyumenin Izlenmesi (6)" width="639" height="640" srcset="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/bebek-Buyumenin-Izlenmesi-6.jpg 639w, https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/bebek-Buyumenin-Izlenmesi-6-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a>Doğumla birlikte başlayan büyümenin izlenmesi, çocukluk sağlığı açısından, büyüme dönemi boyunca rutin bir şekilde tekrarlanmalıdır.</h4>
<p>Çocuk sağlığı takibinde hiç ihmal edilmemesi gereken bir parça olan büyümenin izlenmesinde; çocuğun kilo, boy ve baş çevresi ölçümlerinin (bebeklik döneminde daha sık olmak üzere) belirli aralıklarla yapılarak standart büyüme eğrilerine işlenmesi büyük önem taşır.</p>
<p>Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Yrd. Doç. Dr. Ceyhun Dalkan; büyümenin izlenmesiyle ilgili yaptığı açıklamada; çocuğun sağlığını olumsuz etkileyen sorunların ilk olarak büyümeyi etkilediğini ve çoğu kez büyüme eğrisindeki sapmaların bunun ilk bulgusu olduğunun altını çizdi. “Büyüme duraklaması” olarak adlandırılan bu durum; çocuğun aynı yaş, cins ve toplumdaki yaşıtlarına göre beklenen büyümeyi gösterememesi olarak tanımlanır. Erken tanı ve tedavi ile büyümede duraklamaya neden olan sorunlar saptanarak; gerekli tedavilerin verilmesiyle, çocuğun beklenen büyümeye ve genetik boy potansiyeline ulaşması sağlanabilir.</p>
<p>Çocuk sağlığı açısından ; büyümenin izlenmesinde, bebeğin vücut ağırlığı, boy ve baş çevresinin ölçümünün dikkatle takip edilmesi gerekir. Vücut ağırlığının ölçümü; bebeğin tüm kıyafetleri çıkartılarak yapılmalıdır. Yeni doğan bir bebeğin ağırlığı ortalama 2500-3500 gr kadardır. Doğumu takip eden ilk 7-10 günde ise kilosunun %5-8’ini kaybeder; buna ‘fizyolojik tartı kaybı’ denir. 10-14 günlükken doğum ağırlığına ulaşan bebeğin vücut ağırlığı; ilk üç ayda 30 gr/gün, ikinci üç ayda 20 gr/gün, üçüncü üç ayda 15 gr/gün, dördüncü üç ayda ise 12 gr/gün artar. Bebek 4-5 aylık olduğunda doğum ağırlığının iki katına, 1 yaşında üç katına, 2 yaşında ise dört katına ulaşmış olur. Vücut ağırlığı, kısa zaman aralıklarında çok büyük değişiklikler gösterebildiği için süt çocukluğu döneminde büyümenin izlenmesinde tüm ölçümlerden daha duyarlıdır ve ilk yaşta ayda bir ölçülmelidir. 1-2 yaş arasında 3 ayda bir, devam eden yaşlarda ise 6 ayda bir ölçülmesi önerilir.</p>
<p>Yeni doğan bir bebeğin boyu ortalama 50 cm civarındadır. Bebeğin boyu ilk 3 ayda 3.5 cm/ay, ikinci üç ayda 2 cm/ay, üçüncü üç ayda 1.5 cm/ay, dördüncü üç ayda ise 1.2 cm/ay uzayarak bir yaşında doğum boyunun 1.5 katına ulaşmış olur. Çocuk dört yaşına geldiğinde doğum boyunun 2 katına, 12 yaşında ise 3 katına ulaşır. Boy ölçümleri, yetersiz beslenme ve akut (kısa dönem) enfeksiyon geçirilmesi gibi değişikliklere duyarlı değildir. Kronik (uzun dönem) hastalık ve beslenme yetersizliğinin, boyu etkilemesi için en az altı aylık bir süre geçmesi gereklidir. Boy kısalığı, uzun süreli beslenme yetersizliğine veya kronik bir hastalığa işaret eder ve erken fark edilmesi, ileri dönemde olası boy kısalığını önlemek açısından önemlidir.</p>
<p>Baş çevresi ise, beynin büyümesini gösteren bir parametredir ve 0–3 yaş arasındaki çocuklarda düzenli olarak takip edilmelidir. Doğumda 35 cm olan baş çevresi, ilk iki ayda ortalama 2 cm/ay, 2–6. aylarda 1 cm/ay, 6–12. aylarda ise 0.5 cm/ay büyür. Doğumdan itibaren normalden büyük baş çevresi, kanama veya hidrosefali (beyin boşluklarında genişleme) gibi önemli hastalıkların erken bulgusu olabilir. Daha sonradan baş çevresinde beklenenden az büyüme ise, beyin gelişimindeki geriliği gösterebilen bir bulgudur.</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/buyumenin-izlenmesi-bebek-saglik/">BÜYÜMENiN iZLENMESi, ÇOÇUK SAĞLIĞI NDA ÖNEMLİ UNSUR</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AŞı 25 MİLYON HAYAT KURTARIYOR</title>
		<link>https://mayatta.com/asi-25-milyon-hayat-kurtariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Apr 2014 22:41:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[ANKARA]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılanma]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklama]]></category>
		<category><![CDATA[BAKIM]]></category>
		<category><![CDATA[başkent]]></category>
		<category><![CDATA[BEDEN]]></category>
		<category><![CDATA[BİLİM]]></category>
		<category><![CDATA[CEMİYET]]></category>
		<category><![CDATA[DİYET]]></category>
		<category><![CDATA[DOKTOR]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[prof dr mehmet ceyhan]]></category>
		<category><![CDATA[REJİM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK BAKANLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[VÜCUT]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=8689</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşı lar her yıl dünyada 25 milyon kişinin hayatını kurtarıyor! Bu yıl 24 Nisan-30 Nisan 2014 tarihleri arasında düzenlenen Dünya Bağışıklama Haftası’nda toplumun aşılama ve aşı ile korunulabilir hastalıklar konusundaki farkındalığının artırılması ve bilgilendirilmesi hedefleniyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda aşılamayla önlenebilen enfeksiyon hastalıklarında önemli başarılar sağlandığını aşıyla birçok hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu belirterek, Türkiye&#8217;nin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/asi-25-milyon-hayat-kurtariyor/">AŞı 25 MİLYON HAYAT KURTARIYOR</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/insan_mikrop.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8690 size-full aligncenter" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/insan_mikrop.jpg" alt="Aşı lar her yıl dünyada 25 milyon kişinin hayatını kurtarıyor!" width="640" height="480" /></a></strong></h4>
<h4><strong>Aşı lar her yıl dünyada 25 milyon kişinin hayatını kurtarıyor!</strong></h4>
<p>Bu yıl 24 Nisan-30 Nisan 2014 tarihleri arasında düzenlenen Dünya Bağışıklama Haftası’nda toplumun aşılama ve aşı ile korunulabilir hastalıklar konusundaki farkındalığının artırılması ve bilgilendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda aşılamayla önlenebilen enfeksiyon hastalıklarında önemli başarılar sağlandığını aşıyla birçok hastalıktan korunmanın mümkün olduğunu belirterek, Türkiye&#8217;nin de aşı programında birçok gelişmiş ülke ile aynı seviyede olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, risk grubundaki yetişkinlerin de aşı olması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Dünyada her yıl 25 milyon kişi aşılar sayesinde hayata tutunuyor. Aşılar ile pek çok hastalığın zaman içerisinde kökünün kazındığını ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan “Bugün Türkiye’de uygulanan Genişletilmiş Bağışıklama Programı ile yılda 14 binden fazla çocuğumuzun 13 farklı hastalıktan kaybedilmesinin önüne geçiliyor. Bulduğumuz rakama göre eğer hiç aşı yapmasaydık yılda 14 bin  kişiyi aşıyla korunulabilir hastalıklardan dolayı kaybediyor olacaktık” şeklinde konuşuyor. Aşılamanın yalnızca çocuklar için geçerli olmadığını, yetişkinlerin de olması gereken aşılar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Ceyhan bunlar hakkında farkındalığın artırılması gerektiğini söylüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Genelde aşılamanın dünyanın her yerinde çocuklara bir program dahilinde devletler tarafından uygulanarak başladığını ifade ederek “Yetişkinler için dünyada henüz böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Yetişkin aşılamaları dünyada bu işi en iyi yapan İskandinav ülkelerinde bile yüzde 50’leri geçmiyor. Bizim gibi ülkelerdeyse, gripte oran biraz daha yüksek olsa da pnömokok aşısı dediğimiz zatürreye karşı aşılanma oranı yüzde 1’in altında. Oysa aşılanması gereken birçok risk grubu var” şeklinde konuşuyor.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kronik hastalığı olanlar mutlaka aşılanmalı</strong></p>
<p>“Aşılama yalnızca çocuklara yapılır diye bir şey yoktur. Erişkinlik dönemi boyunca yapılması gereken pek çok aşılama vardır” diyen Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Korunma doğar doğmaz çocukluk çağıyla başlar, ancak yinelenmesi gerekir. Yetişkinlikte de hasta olma olasılığı küçümsenmemelidir. Altta yatan, kronik hastalığı olan kişiler bu nedenle duyarlı ve farkında olmalıdır. 65 yaş üzeri kişiler ile kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalarının, 5 yılda bir pnömoni (zatürre) aşısı, her yıl da grip aşısı yaptırmaları gereklidir. Bunun için yoğun eğitim faaliyetlerinin yürütülmesine ihtiyacımız var” diye konuşuyor.</p>
<h4><strong>Kimler risk grubunda?</strong></h4>
<p>“Dünyanın her yerinde çocuk aşılaması yetişkin aşılamasına göre daha yaygın ilerliyor. Örneğin pnömokok aşısında çocukluk çağındaki aşılama oranlarının Türkiye’de yüzde 97 gibi yüksek rakamlara ulaşarak oldukça başarılı bir noktaya geldi. 2009 yılına kadar yılda 1500 çocuğu menenjit nedeniyle kaybediyorduk. Bu oran, aşılamayla çok büyük düşüş gösterdi. Aşı, zatürre vakalarında ve orta kulak iltihabında yüzde 40 koruma sağlıyor” diyen Ceyhan, kronik akciğer hastaları, kronik kalp hastaları, koroner kalp hastalığı olanlar, KOAH ya da astım gibi solunum yolu hastalıkları olanlar, şeker hastalığı olanlar, kronik böbrek yetmezliği ve kronik karaciğer hastalığı olanlar ve 65 yaş üstü kişilerin risk grubunda yer aldığını belirtti. “Zatürre her yaşta görülmekle birlikte en çok bebeklerde ve 60 yaş üstü kişilerde ölüme neden oluyor. Bunlar bağışıklık problemleri nedeniyle zatürre geçirirse daha ağır seyredebilecek gruplar. Sağlık Bakanlığı verilerine göre zatürre Türkiye’de 1-4 yaş arasındaki çocuklarda yüzde 22 oranla en çok görülen ölüm nedeni” dedi.</p>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı ve Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan pnömokok bakterisinin zatürre dışında pek çok hastalığa neden olduğunu da ifade etti. Pnömokokun zatürrede, kulak iltihaplarında, sinüzitte, menenjitte, kana bakteri karışmasında en sık görülen etken olduğunu belirtti.</p>
<h4><strong>İşgücü kaybını engelliyor, sağlık harcamalarını azaltıyor</strong></h4>
<p>Yetişkinlerde aşı uygulamalarının daha yaygınlaşması için hekim ve hastalarda yeterli bilincin geliştirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Ceyhan “Aşılar korunmanın yanı sıra tasarruf sağlar, işgücü kaybını engeller, sağlık harcamalarını azaltır. Aşı ilaçtan farklıdır. Hasta olmadan olası riske karşı alınan bir önlemdir. Yaptığımız maliyet yarar analizine göre aşı giderleri ile aşısız giderleri karşılaştırdığımızda bir yılda 20 milyar lira tasarruf etmek mümkün. Risk grubu dediğimiz hastalara bakan göğüs hastalıkları uzmanları, dahiliye uzmanları, şeker hastaları risk grubunda olduğu için endokrinoloji uzmanları, böbrek hastaları risk grubunda olduğu için nefroloji uzmanları ve aile hekimleri hem kendileri bilinçlenerek hem de risk grubundaki hastalarını aşılanmaya teşvik etmeliler” diyerek aşılamada hekim tavsiyesinin önemini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/asi-25-milyon-hayat-kurtariyor/">AŞı 25 MİLYON HAYAT KURTARIYOR</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CiDDi HASARLI KALP DAMARLARINA ERiYEN STENT UMUDU</title>
		<link>https://mayatta.com/ciddi-hasarli-kalp-damarlarina-eriyen-stent-umudu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nil Karslıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2014 13:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[barış ökçün]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[erhan babalık]]></category>
		<category><![CDATA[eriyen stent]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[pıhtılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[stent]]></category>
		<category><![CDATA[TEDAVİ]]></category>
		<category><![CDATA[YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=8014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Metal stente oranla daha avantajlı olan damarda eriyen stent , her geçen gün daha çok kalp hastasına umut oluyor! Avrupa’da son 1 yıldır kullanılan, Türkiye’de ise kısa süre önce uygulanmaya başlanan eriyen stent işlemi; Kıbrıs’ta ilk kez Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kalp Merkezi’nde, kalp damarlarının birinde ciddi hasar oluşmuş bir hasta üzerinde gerçekleştirildi. Kalp damarlarında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/ciddi-hasarli-kalp-damarlarina-eriyen-stent-umudu/">CiDDi HASARLI KALP DAMARLARINA ERiYEN STENT UMUDU</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/Prof.-Dr.-Emir-Baris-Okcun.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8017  alignleft" style="margin-left: 5px; margin-right: 5px;" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/Prof.-Dr.-Emir-Baris-Okcun.jpg" alt="eriyen stent" width="392" height="260" /></a>Metal stente oranla daha avantajlı olan damarda eriyen stent , her geçen gün daha çok kalp hastasına umut oluyor!</h4>
<p>Avrupa’da son 1 yıldır kullanılan, Türkiye’de ise kısa süre önce uygulanmaya başlanan eriyen stent işlemi; Kıbrıs’ta ilk kez Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kalp Merkezi’nde, kalp damarlarının birinde ciddi hasar oluşmuş bir hasta üzerinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Kalp damarlarında ciddi hasar olan hastalar açısından büyük önem taşıyan damarda eriyen stent operasyonu; Avrupa ve Türkiye’nin ardından Kıbrıs’ta ilk kez Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde başarıyla uygulandı. YDÜ Hastanesi Kalp Merkezi Başkanı Prof. Dr. Barış Ökçün ve Prof. Dr. Erhan Babalık tarafından anjiyografi ve damar içi ultrason yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen operasyonda; hastanın iki kalp damarındaki darlık açılarak eriyen stent yerleştirildi. Yaygın olarak kullanılan ve metal kafes yapısına sahip stentler, üzerlerine emdirilmiş bazı ilaçlar ile damar içine ilaç salgılamaktadır. Eriyen stent ise metal kafes yerine; metalden arındırılmış, damar içinde eriyen ve 6 ay içinde tamamen damarın yapısına karışan bir materyalden yapılmakta ve  bu yüksek teknoloji ürünü malzeme, hastaya çok önemli avantajlar sağlamaktadır.</p>
<p>Hastanın vücudunda, kalp damarı içinde herhangi bir metal kalıntısı olmaması, damarın günlük hayatta gevşeme ve genişleme kabiliyetinin korunmasını sağlar. Metal içeren stentlerde ise bir kafes gibi damarın genişlemesi sınırladığından; kalbin geniş damar çapına ulaşması gerektiren durumlarda damar bu kabiliyetini yerine getiremez. Metal stentler, bazı hastalarda hayat boyu, 2 farklı ve ciddi kan sulandırıcı ilacın bir arada kullanılmasını zorunlu kılarken; eriyen stentler, 6 aydan sonra kendini yok ettiğinden, kan sulandırıcı kullanılması gerekmez. Bu durum hasta için, kan sulandırıcılara bağlı kanama komplikasyonları ya da vücudun başka bir yerinde ameliyat yapılacağı zaman kullanılması gerekecek kan sulandırıcı ilaçların getirdiği riskleri ortadan kaldırır.<a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/Eriyen-Stent-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-8015  alignleft" style="margin-left: 5px; margin-right: 5px;" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/04/Eriyen-Stent-2.jpg" alt="eriyen stent" width="371" height="205" /></a></p>
<h4>HASTA İÇİN AVANTAJ</h4>
<p>Stentler takıldıktan sonra, yaklaşık 10 hastadan 1’inde, stent içinde darlık oluşur. Stent içi darlığın genişletildiği hastaya ise tekrar stent işlemi ancak bir kez daha yapılabilir. Bir başka deyişle, aynı damara, iç içe en fazla 2 metal stent takılabilir; 3. stent takılması gerektiğindeyse by-pass olma ihtimali yükselir ve bu durum hasta için dezavantaj oluşturur. Eriyen stent kullanılan hastalarda ise, stent zaman içinde damar yapısına karıştığından, bu işlem gerekli oldukça tekrarlanabilir</p>
<p>Pıhtılaşma riski de metal stentlere oranla çok daha düşük olan eriyen stentler, ilaçlı metal stentlerin tüm özelliklerini ve tüm avantajlarını barındırmakta, dezavantajları ise tamamen ortadan kaldırmaktadır.</p>
<p>Eriyen stent  ile metal stent arasında günlük yaşamda da bazı farklılıklar ortaya çıkabilir. Metal stent  takılan hastada, ilk hafta içinde metal stent göğüste damara batma hissi verebilir. Eriyen stentler ise hiçbir şey hissettirmeden 6 ay sonra kaybolduğundan, günlük yaşamda hastaya daha fazla rahatlık sağlar.</p>
<p>Normal stent işleminden biraz daha farklı bir işlemden geçen eriyen stent operasyonunu gerçekleştirmek için kullanılan teknolojiye, IVUS ve OTC cihazları da destek veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/ciddi-hasarli-kalp-damarlarina-eriyen-stent-umudu/">CiDDi HASARLI KALP DAMARLARINA ERiYEN STENT UMUDU</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KIŞ DEPRESYONU NDAN NASIL KURTULURSUNUZ!</title>
		<link>https://mayatta.com/kis-depresyonundan-kurtulmanin-yollari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[mayatta haber]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Feb 2014 12:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIKLI YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[ANKARA]]></category>
		<category><![CDATA[AYLİN GÜNDOĞDU]]></category>
		<category><![CDATA[DEPRESYON]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[HABER]]></category>
		<category><![CDATA[HASTALIK]]></category>
		<category><![CDATA[İSTANBUL]]></category>
		<category><![CDATA[KIŞ]]></category>
		<category><![CDATA[kış depresyonu]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[mayatta]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mayatta.com/?p=5770</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsiminin yaşandığı bu dönemlerde bedenimiz ve ruhumuz kendini soğuyan havaya adapte etmeye çalışmakta zorlanabilir. Bu durum da sıklıkla depresyonu tetikler. Uzm. Psikolog Aylin Gündoğdu kış depresyonu nun güneşin azalmasıyla yakından alakalı olduğunu belirtti. Yaz mevsiminde doğa canlılığı ifade eder. Hava uzun saatler aydınlıktır, güneş enerji verir, dışarıda geçirilen zamanlar daha fazla ve kişiler stresten [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kis-depresyonundan-kurtulmanin-yollari/">KIŞ DEPRESYONU NDAN NASIL KURTULURSUNUZ!</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;" align="center"><span style="color: #000000;"><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/02/kis_depresyonu-nasil-kurtulursunuz.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24856" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/02/kis_depresyonu-nasil-kurtulursunuz.jpg" alt="" width="550" height="362" /></a></span></p>
<h4 style="text-align: left;" align="center">Kış mevsiminin yaşandığı bu dönemlerde bedenimiz ve ruhumuz kendini soğuyan havaya adapte etmeye çalışmakta zorlanabilir.</h4>
<p style="text-align: left;" align="center"><span style="color: #000000;">Bu durum da sıklıkla depresyonu tetikler. Uzm. Psikolog Aylin Gündoğdu kış depresyonu nun güneşin azalmasıyla yakından alakalı olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yaz mevsiminde doğa canlılığı ifade eder. Hava uzun saatler aydınlıktır, güneş enerji verir, dışarıda geçirilen zamanlar daha fazla ve kişiler stresten uzakta sadece dinlenmeye odaklanmıştır. Bütün bunları yaparken hissedilen canlılık, heyecan ve enerji havalar serinlemeye başladığında, işe ve okula dönüşle beraber azalmaya başlar. Açık hava aktiviteleri azalır, tatil dönemi biter ve bu da sorumluluklarınızın hatırlanmasını tetikler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Uzman Psikolog Aylin Gündoğdu</b> “Doğada kış mevsimine geçiş için yaşanan hazırlıklar sonbaharla birlikte başlar, beden ve ruhun da bu tür bir hazırlığın ihtiyacı vardır. İşte bu hazırlıkların yapılmadığı ve diğer birçok etkenin bir araya geldiği durumlarda Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu (MDB) meydana gelir” diyerek bu durumun belirtilerini ve yapılabilecekleri sıralıyor:</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><b>Kış depresyonunun belirtileri nelerdir?</b></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Kış depresyonu yani mevsimsel duygudurum bozukluğu rahatsızlığına güneşin etkisinin azaldığı dönemlerde rastlanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kadınlarda daha yoğun olarak tespit edilen kış depresyonunun en sık görüldüğü yaş aralığı 18-30 arasında değişir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Kış depresyonu belirtileri:</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Günün çoğunluğunda çökkün ve bunaltılı ruh hali</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Genel isteksizlik, ilgilerde azalma, eskiden zevk aldığınız şeylerden zevk alamama</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Günlük aktivitelerde ilgi kaybı</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Enerji azlığı, çabuk yorulma</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Dikkati yoğunlaştırmada güçlük, dalgınlık</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Yetersizlik, değersizlik, suçluluk düşünceleri</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Daha çok uyuma ihtiyacı, uyku süresinde artış</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   İştahta artış, özellikle kilo alımına sebep olan karbonhidratlı yiyecekler tüketme isteği</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Cinsel istekte azalma</span></p>
<p><span style="color: #000000;">•   Ölüm ve intihar düşünceleri</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu tip belirtileri kendinizde hissettiğinizde en kısa sürede bir psikolog/psikiyatra başvurmanız ve profesyonel yardım almanız gerekiyor.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><b>Kış depresyonunu yenmek için neler yapabilirsiniz?<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5774 alignright" src="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/02/Uzm_Psikolog_Aylin_Gundogdu.jpg" alt="uzman doktor aylin gundogdu - KIS DEPRESYONUNDAN NASIL KURTULURU" width="246" height="314" /></b></span></h4>
<p><span style="color: #000000;"><b></b><b>1. </b><b>Bol bol yürüyün!</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kış aylarında egzersiz yapmak size çok zor geliyorsa; düzenli egzersizyapan insanların pozitif ruh haline sahip olduklarını bilmek belki bir nebze de olsa motive olmanızı sağlayacaktır. Egzersiz ve ruh hali arasındaki bağlantıya dikkat çeken uzmanlar 5 dakika süren mini bir egzersizin bile insan ruhuna olan pozitif etkisinin altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>2. </b><b>Güneş ışığından yararlanın!</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Güneş ışığı, serotonin ve noradrenalin hormonlarının salgılanmasına yardımcı olur. Bu hormonlar “mutluluk hormonları” olarak da bilinir. Uyku modundan ve kış depresyonunundan çıkmak istiyorsanız güneş ışığının daha iyi hissetmenize yardımcı olacağına emin olabilirsiniz. Camınarkasından bile güneşlenmeniz yeterli olacaktır.</span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><b>3. </b><b>D vitaminini ihmal etmeyin!</b></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Güneş ışığı sayesinde vücudumuza bol miktarda D vitamini sentezlenir. Malum, kışın çok daha az güneşe maruz kalabiliriz. Halsizlik, yorgunluk vedepresyon gibi rahatsızlıklara ise D vitamini eksikliğinde daha sık rastlanılmaktadır. Bu sebeple D vitamini açısından zengin olan besinleri tüketmeye özen göstermelisiniz. Balık, süt ürünleri ve tahıllar bol miktarda D vitamini içerir. Kısa süreli de olsa güneşe maruz kaldığınızda D vitamini açısından zengin besinler tüketmeniz sayesinde vücudunuzda D vitamini sentezi hızlıca tetiklenecek ve yorgunluktan kurtulacaksınız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>4. </b><b>Düzenli uyku alışkanlığı edinin!</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İyi bir uyku, vücutta ve beyinde yenilenmenin en çok gerçekleştiği zaman dilimidir. Kaliteli bir uyku ise düzenli uyku alışkanlığı edinmekle yakından alakalıdır. Her gece aynı saatte uyuyarak kaliteli bir uyku düzenine sahip olabilirsiniz. Unutmayın düzenli uyku alışkanlığı depresyon riskini azaltır!</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Kış depresyonu tedavisinde uygulanan yöntemler hangileridir?</b></span></p>
<h4><span style="color: #000000;"><b></b><b>Psikoterapi</b></span></h4>
<p><span style="color: #000000;">Kısa süreli psikoterapiler bu tip durumlarda oldukça yararlıdır. Bilişsel-Davranışçı Terapi yaklaşımı düşünce ve inanç sisteminizi değiştirmenizde size yardımcı olacaktır. Böylelikle duygu durumunuz ve davranışlarınız da olumlu yönde değişim gösterecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocukluğunuzdan bu yana kendi benliğinize, dünyaya ve geleceğe bakışınızda olumsuz düşünce kalıpları geliştirmişseniz farklı bakış açıları ile alternatif düşünceler üretme yollarını öğrenmek işinize yarayacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kış aylarında en sık ortaya çıkan temel inançlar kişinin kendini yetersiz, başarısız, sorumsuz görmesidir. Bu inançların tersini gösteren, yaşamınızda elde ettiğiniz başarılar, gerçekleştirdiğiniz sorumlulukları gösteren kanıt toplama tekniği bu aşamada çok işinize yarayacaktır. Yeni inançlarınızı kaydetmekle işe başlayabilirsiniz. Örneğin, “başarılıyım” inancınızı destekleyen ve sağlamlaştıran ufak olayları ve deneyimleri alt alta sıralayarak kanıtlarınızı toplayabilirsiniz. Örneğin, “Zor görünse dahi odamı toplamayı başardım”, “Bugün 15 dakika ile yürüyüşe başlayabildim” deneyimlerinizden bazıları olabilir. Bu listeyi evde ya da işyerinde görünür bir yere asmak ve altına bir ay boyunca eklemeler yapmak hem hatırlatıcı olacaktır hem de değişmeye başlayan inancınız ruh halinizi olumlu yönde etkileyecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Fototerapi</b><b> (Işıkla Terapi)</b></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ruh halinizi etkileyen hormon ve kimyasal seviyeleri üzerinde değişiklik yaratabileceğinden hareketle, parlak ışığa maruz kalmanın çökkünlüğü azaltacağı değerlendirilir. Işıkla terapide parlak güneş ışığı verecek derecede tüm dalga boylarını içeren ışığın, kişinin bir metre uzağında günde 2-4 saat tutulması ve dakikada bir kez kişinin ışığa göz atması sağlanır. Güneşin az görüldüğü sonbahar ve kış aylarında ışıkla terapi 3-4 gün içinde belirtilerde azalma sağlar. Ancak bazı kişilerde baş ağrısı gibi yan etkileri olabilir.</span><a href="https://mayatta.com/wp-content/uploads/2014/02/kis_depresyonu_1.jpg"><br />
</a></p>
<p>The post <a href="https://mayatta.com/kis-depresyonundan-kurtulmanin-yollari/">KIŞ DEPRESYONU NDAN NASIL KURTULURSUNUZ!</a> appeared first on <a href="https://mayatta.com">Mayatta</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
